Basın Tarihi

Zaman İlerledikçe Geriye giden Ülke…

Zaman İlerledikçe Geriye giden Ülke…

Bugünü daha iyi anlamak açısından düne daha dikkatli bakmak lazım… 2026 yılında yaşananların derin ipuçlarını da 2014 yılına yoğunlaşarak bulmak mümkün.

Basın Tarihi vesilesiyle büyüteç altına aldığımız 2014 yılının sarsıntılı bir yıl olduğu çok net gözüküyor.

17-25 Aralık 2013 depreminin bütün artçıları 2014 yılında yaşanmış.

2014 yılının yasal mevzuat değişimi başlı başına ele alınması gereken bir büyük ve sarsıcı resim örneğin.

Bu hafta yazıyı “Kürt Sorunu” ile sınırlayıp, belki gelecek hafta hukuksal mevzuat değişimlerinin bilançosunda yoğunlaşırız.

xxxxxxx

2014 yılının “insan hakları” üzerinden kuş bakışı görünüşünü çıkarmak için Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın İnsan Hakları Raporu’na bakıyordum.

Giriş bölümünde “Kürt Sorunu” anlatımına gelince durdum.

12 yıl sonradan geçmişe dönüp bakmanın cazibesiyle okuduklarımın altını çizdim:

“2014, Türkiye'nin insan hakları ve demokrasi genel sorununun en önemli halkası olan Kürt Sorunu’nun barışçı yollardan çözümüne yönelik çabaların durağanlaştığı, yerinde saydığı bir yıl olmuştur.

Özellikle hükümet tarafının çabalarının beklentilerin altında kalması, hatta süreci tek taraflı olarak kontrol altında tutma isteği, süreci hukuksal bir zemine oturtacak bir yasal düzenleme yapılsa da içinin yeterince doldurulmaması süreçte ciddi bir tıkanmaya yol açmıştır.

Hükümetin ‘kamu düzeni sağlanacak’ söylemi otoriterliğin bahanesi yapılmak istenmekte, güvenlik eksenli bakış açışı sürecin ilerlemesinin en büyük engeli olarak ortaya çıkmaktadır.

Barış ve çözüm sürecinin toplumsal barışı sağlayabilmesi ve adaletli bir barış inşa edebilmesi için mutlaka ‘Hakikat ve Adalet Komisyonu’ kurulması gerektiğini bir kez daha belirtmek isteriz.”

“Hakikat ve Adalet Komisyonu” 12 yıl önce de talepler listesinde ve gündemdeymiş.

xxxxxxx

Devam edelim:

“Kürt meselesi kapsamında devam eden sorunlara bakacak olursak;

-Anadil hakkının kullanımını, Kürt dilinin kullanımını yasal güvenceye alan yaşamsal değişiklikler yapılmamıştır, konu hala siyasetin malzemesi olarak kullanılmaktadır.

-Kürt sorununun farklı boyutlarını siyasetin ve kamuoyunun gündemine taşıyanlar üzerinde bir baskı aracı niteliğindeki KCK yargılamalarından hala cezaevinde olan kişiler bulunmaktadır. Uzun tutukluluk süreleri adeta bir cezalandırmaya dönüşmüştür.

-Olağanüstü hâl kaldırılmış olmasına rağmen koruculuk sistemi fiilen sürmektedir. Çatışmalı dönemde topraklarını terk etmek zorunda kalanların, köylerine geri dönüşleri, çalışma ve barınmaları için uygun koşullar hala yaratılamamıştır.

-Yaklaşık 2 yıldır çatışmasızlık sürmesine rağmen çok sayıda karakol ve kalekol yapımının sürmesi Türkiye Kürdistan’ında güvenlik politikalarının öncelikli olarak sürdürüldüğünü göstermektedir.”

12yıl önce TİHV’nın eleştirilerini bugün ile kıyaslanmasını sizlere bırakıyorum.

xxxxxxx

Bir de “Kürt Sorunu” konusunun hemen ardından gelen “düşünce ve ifade özgürlüğüyle” ilgili bir paragrafa var:

“2014 yılında düşünce ve ifade özgürlüğü alanında ciddi ihlaller olmuş, özellikle siyasal iktidarın basın üzerindeki baskı ve kontrolü kaygı verici boyuta ulaşmıştır.

Bu yıl içinde de gazeteci, yazar, insan hakları savunucusu vb. çok sayıda kişiye davalar açılmış, dergi ve kitaplar toplatılmış, gazeteler kapatılmıştır.

Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı talepleri 2014 yılında da karşılığını bulamamıştır. AİHM’in zorunlu din derslerinin kaldırılması ve Cem Evlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi ile ilgili kararlarının gereği yerine getirilmemiştir.”

xxxxxxx

Yukardaki anlatımları bugün ile kıyaslayacak bir çerçeve bile kalmadı artık.

Zaman ilerledikçe geriye giden ülke…

 


author-img_1

Mehmet Altan

“İkinci Cumhuriyet” söylemiyle Türkiye’de demokrasi tartışmalarına damga vuran bir entelektüel.

1953 yılında Ankara’da doğan Mehmet Altan, Paris I Panthéon-Sorbonne Üniversitesi’nde iktisat doktorasını tamamladı. Akademisyen, yazar ve gazeteci kimliğiyle tanınan Altan; uzun yıllar İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde öğretim üyeliği yaptı. Sabah ve Star gazetelerinde başyazarlık yaptı, çok sayıda dergide yazdı. Liberal düşüncenin Türkiye’deki öncülerinden biri olarak, demokrasi, hukuk devleti ve özgürlükler konusundaki katkılarıyla öne çıktı.