Basın Tarihi

Öcalan ve Demirtaş

Öcalan ve Demirtaş

“Barış ve Demokratik Toplum” süreci kapsamında beklenen "çerçeve yasa” taslağı Meclis’e gelmeden önce AKP milletvekillerinin imzasına açıldı.

AKP Grup Başkanı Abdullah Güler'in imzasıyla milletvekillerine gönderilen duyuruda, “Çerçeve Kanun Teklifi'ni tüm milletvekillerimizin eksiksiz imzalamaları kararı alınmıştır” denildi. 

Duyuruda, taslağın Meclis Grup Yönetim Kurulu Salonu'nda imzaya açıldığı belirtilirken, milletvekillerinin imza işlemlerini Salı saat 17.00'ye kadar tamamlamaları istendi.

Taslağı görenler ve göremeyenler üzerinden kaotik bir çekişme ortamı sürüyordu.

Hatta bir yerde “taslak sır gibi saklanıyor” gibi bir başlık da gördüm.

Belli ki imzalayanlar bile görmese de imza sürecinin tamamlanmasının ardından, taslağın kısa süre içerisinde Meclis Başkanlığı’na sunulması ve komisyon aşamasına gelmesi öngörülüyor. 

Ardından da muhtemelen hızla Genel Kurul’a inip yasalaşacak.

Pazartesi akşamı, AKP milletvekillerinin imzasına açılmış olmasına rağmen taslağın içeriğine ilişkin henüz ayrıntılı bir açıklama yapılmamıştı. 

Ancak aynı saatlerde DEM İmralı Heyeti, Abdullah Öcalan’ın umut dolu bir mesajını yayınladı: 

“Bin kilometrelik yol bir adımla başlar.

Bu yasa ile tarihsel bir sorunu çözmek için yola çıkıyoruz. En az Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli olacak bir demokratikleşme sürecinin başlangıcındayız.”

Ancak mesajının sonuna da silik bir tereddüt gölgesi ilave etmişti:

“Henüz her şey çözülmüş değildir. Ancak negatif yaklaşmayı gerektiren bir durum da yoktur. Önemli olan, bu adımın doğru anlaşılması ve herkesin sürecin başarısı için sorumluluk üstlenmesidir. 

Siyasetin çıkaracağı yasa, bu sürecin önünü açacak anahtar niteliğindedir.  

Demokratik Cumhuriyet’e sonuna kadar kapı aralanmaktadır." 

Bu süreç, “evrensel hukuku ve demokratikleşmeyi” kapatıldığı kömürlükten çıkarır mı, bilemedim.  

Cevabını bilemediğimiz soruların cevap anahtarı Basın Tarihi’nde saklı olabilir diye 12 yıl önceye, 2014 yılına geri döndüm.

Gene Hükümet ile İmralı ve Kandil hattı arasında diyalogun sürdüğü, adımların atıldığı bir yıldı. 

Hatta 15 Temmuz 2014 tarihinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanan 6551 sayılı "Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun", 16 Temmuz 2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.  

Bu kanun, kamuoyunda Çözüm Süreci olarak bilinen dönemin yasal altyapısını oluşturdu. 

Hükümete çözüm sürecini planlama, koordine etme ve yürütme yetkisi verdi.

Süreci yürüten kamu görevlilerinin, hukuki, idari ve cezai sorumlulukları olmayacak şekilde korunmasını sağladı. 

Ancak Eylül-Ekim 2014'te IŞİD'in Suriye'deki Kobani (Ayn el-Arab) kentine saldırıları sonrasında gelişen karanlık ve acılı dönem malum…  

2014 yılının tomografisiyle uğraşırken günü gününe tam 12 yıl önceki 5 Ağustos tarihli Milliyet Gazetesi’nde birer sütuna verilmiş Abdullah Öcalan ve Selahattin Demirtaş haberlerine rastladım. 

İlgimi çekti. 

Öcalan’a ait Anadolu Ajansı haberi, “Artık sabır taşı çatladı” başlığını taşıyordu.

İmralı Cezaevi’nde ömür boyu hapse mahkum edilen Abdullah Öcalan’ın aynı zamanda vasisi olan avukatı Mazlum Dinç dün İmralı’ya gitti” spotunun altındaki haber aynen şöyleydi: 

“Avukat Dinç, Öcalan’ın yaptığı görüşmede kendisine, ‘Artık sabır taşı çatlamıştır.

Dilerim ki bir hafta içerisinde müzakere süreci başlar’ dediğini belirtti.

Öcalan’ın ayrıca diyalog sürecinden müzakere sürecine geçilmemesinden rahatsız olduğunu ifade eden Dinç, şunları söyledi: 

Görüşmemizde Öcalan, ‘Hala hükümet, devlet, HES’ler, barajlar, kalekollar inşa etmektedir’ dedi. Burada sürecin bu şekilde ilerleyemeyeceğini ve Ilısu ve Silvan barajını Hiroşima ve Nagazaki’deki olaya benzetti.

Çünkü bunların hiçbir ekonomik değeri yok. Buna son verilmesi gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili ise şu değerlendirmeyi yaptı: ‘HDP’nin ciddi bir proje olduğunu, Türkiye’nin demokratik siyaseti açısından ciddi ve tek alternatif olduğunu, Selahattin Demirtaş’ın alacağı başarının çözüm ve müzakere sürecinin başlaması açısından da çok büyük bir önemi olduğunu’ ifade etti. Herkesi bu çözüm sürecine aktif şekilde katılmaya davet etti.” 

Öcalan’ın “alacağı başarının çözüm ve müzakere sürecinin başlaması açısından da çok büyük bir önemi olduğunu” vurguladığı HDP Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş da Ağrı’da seçim mitingindeydi. 

Gazete, Demirtaş’ın konuşmasını “Birlikte Yönetelim” başlığıyla veriyordu. 

Demirtaş, mitingde “Bu ortak vatanda, demokratik ulus anlayışıyla, birlikte üretelim, birlikte yönetelim” demişti. 

HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, mezhepçilik ve ırkçılıktan kimseye fayda gelmeyeceğini bildirip “Sizi inkâr etmeden, Aleviyi inkâr etmeden kimse birbirini dışlamadan, bu ortak vatanda demokratik ulus anlayışıyla ‘birlikte üretelim, birlikte yönetelim’ mesajını herkes yüreğinde hissediyor” diyordu.

Yeniden bir yasa gündemde ama 2014 yılında HDP Cumhurbaşkanı adayı olan Selahattin Demirtaş, 4 Kasım 2016 tarihinden beri Edirne F Tipi Hapishanesi’nde hapis. 

Dilerim bu kez süreç başarıya ulaşır. 

Hem terör mutlak bir şekilde ölür, hem de “evrensel hukuk ve demokratikleşme” kapatıldığı kömürlükten çıkar. 

Yaşadığımız deneyimlerin sonuçları bir yanda, enseyi karartmayı engelleyen umut diğer yanda…

author-img_1

Mehmet Altan

“İkinci Cumhuriyet” söylemiyle Türkiye’de demokrasi tartışmalarına damga vuran bir entelektüel.

1953 yılında Ankara’da doğan Mehmet Altan, Paris I Panthéon-Sorbonne Üniversitesi’nde iktisat doktorasını tamamladı. Akademisyen, yazar ve gazeteci kimliğiyle tanınan Altan; uzun yıllar İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde öğretim üyeliği yaptı. Sabah ve Star gazetelerinde başyazarlık yaptı, çok sayıda dergide yazdı. Liberal düşüncenin Türkiye’deki öncülerinden biri olarak, demokrasi, hukuk devleti ve özgürlükler konusundaki katkılarıyla öne çıktı.