Basın Tarihi

Dünden Bugüne…

Dünden Bugüne…

 

Geçmişte yaşanan olayları hatırlayarak bugünün muhasebesini yapmak Basın Tarihi’nin üstlendiği işlerden biri.

Geçmişine bak ve bugünkü durumunu gör, anla.

xxxxxxx

Bu hafta Ankara 2. Baro Başkanı’nın savcı ve hâkim atamaları hakkındaki açıklamaları ortalığı sarstı… Adeta yargının hukuku nasıl boğduğu faş edilmiş oldu.

Öte yandan…

“Terörsüz Türkiye” konusunda da gelişen haberler vardı. Irak Metina’da boşaltılan PKK kamplar bunlardan biriydi.

Bu güncel gelişmeler ışığında 12 yıl önceye döndüm… Dün ile bugün arasında irtibat bulmak hiç de zor olmadı.

xxxxxxx

Habertürk gazetesinin 14 Ekim 2014 tarihli manşetinde "Çözümün ilk sayfası" haberi vardı.

Çözüm Süreci kapsamında hükümet HDP heyetiyle 6 aşamalı yeni yol haritası taslağını paylaşmıştı.

Ağır ve sancılı Kobani protestolarının ardından İmralı'dan gelen bir diyalog çağrısı söz konusuydu.

Habere göre hükümet bu çağrıya duyarsız kalmamıştı.

Manşet olan taslağa göre:

 1-   çekilme,

2-   silah bırakma,

3-   geriye dönüş ve siyaset alanı gibi kritik aşamalar söz konusuydu.

Aradan 12 yıl geçti…Çok acı şeyler yaşandı… Şimdi sanki dönüp dolaştık gene 12 yıl önceki taslağa geri döndük.

Dilerim bu kez 12 yıl önce yapılan hatalar yapılmaz da yol alınır…

Seçim öncesi alıştığımız manevralara benzemez.

xxxxxxx

Aynı Habertürk Gazetesi’nin ilk sayfasında ama bu kez sayfanın diplerinde bir de HSK haberi vardı:

“Yeni HSK’ın ilk işi :1500 yargıç ataması”

Habertürk'ün 14 Ekim 2014 tarihli haberi, 25 Ekim 2014'te göreve başlayacak olan yeni HSYK üyelerinin ilk iş olarak istinaf mahkemelerine 1500 hâkim ve savcı atayacağını bildiriyordu.

Kurulun göreve resmen başlamasının ardından istinaf mahkemelerinin faaliyete geçirilebilmesi amacıyla bu atama kararnamesinin hazırlanmakta olduğu duyuruluyordu.

xxxxxxx

HSK seçimlerinin sonuçları farklı şekillerde ama hemen hemen bütün gazetelerde yer almıştı, Sabah ve Hürriyet’de manşetti.

Sabah Gazetesi, “Vesayet Bitti, Yargı ‘Oh’ dedi” başlığını atmıştı.

Hürriyet ise HSK oylamasını “Ergenekon Davası” üzerinden görmüştü. Ergenekon sanığı hâkimin 5836, onun yargılanmasında üyelik yapan hâkimin 35 oy aldığını “Mağdura 5836, Hâkime 35” manşetiyle anlatıyordu.

xxxxxxx

12 yıl önceki bu haberler ve konjonktüre göre devirden devire değişen gelişmeler bugünü yansıtması açısından anlamlı olabilirdi.

“Yapay zekaya” 25 Ekim 2014'te göreve başlayan yeni HSYK’nın daha öncekinden farkını sordum.

Uzun bir yanıt verdi:

“25 Ekim 2014’te göreve başlayan yeni Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), özellikle 17-25 Aralık 2013 süreçlerinin ardından yargı içindeki güç dengelerinin radikal biçimde değiştiği ve hükümet destekli Yargıda Birlik Platformu’nun (YBP) ezici bir çoğunluk sağladığı bir yapıya bürünmüştü.

2010 referandumuyla oluşan bir önceki HSYK yapısı ile 25 Ekim 2014'te göreve başlayan yeni HSYK arasındaki temel farklar şunlardır:

1. Siyasi ve İdeolojik Dengelerin Değişmesi

Önceki HSYK (2010-2014): 2010 anayasa değişikliği sonrasında yapılan seçimlerde, daha sonra FETÖ/PDY olarak adlandırılacak olan Gülen Cemaati'ne yakın üyeler kurulda blok bir çoğunluk ve ağırlık elde etmişti.

Yeni HSYK (2014 Sonrası): 12 Ekim 2014'te yapılan seçimlerde hükümetin açıkça desteklediği, içinde muhafazakar, sosyal demokrat ve milliyetçi hakim-savcıları barındıran Yargıda Birlik Platformu (YBP) büyük bir zafer kazandı. Kürsü hakimlerinin seçtiği 10 üyenin 8’ini YBP adayları kazandı ve kurulda hükümetle uyumlu çalışacak 15 kişilik karar yeter sayısı/çoğunluğu sağlandı. [

2. Adalet Bakanı'nın Yetkilerinin Artırılması

2014 yılının başında (Şubat ayında) çıkarılan yeni HSYK kanunuyla kurumsal işleyişte köklü değişiklikler yapıldı:

·      Bakanın Vesayeti: Adalet Bakanı’nın (HSYK Başkanı sıfatıyla) genel sekreter yardımcılarını, Teftiş Kurulu Başkanı’nı ve müfettişleri atama yetkisi genişletildi.

 .   Genelgelerin İptali: Yeni yasanın yürürlüğe girmesiyle eski HSYK’nın çıkardığı tüm genelgeler yürürlükten kalktı ve yeni kurula sıfırdan düzenleme yapma yetkisi verildi.

3. Yargıdaki Büyük Tasfiyeler ve Görev Değişimleri

·      Önceki Kurul: Hükümetle çatışan, özellikle 17-25 Aralık soruşturmalarını yürüten savcı ve hakimlerin arkasında duran veya radikal yer değiştirmelere direnen bir profil çiziyordu.

·      Yeni Kurul: Göreve başlar başlamaz önceliği yargı içerisindeki cemaat yapılanmasını tasfiye etmeye verdi. 17-25 Aralık soruşturmalarını yürüten savcılar (Zekeriya Öz, Celal Kara, Muammer Akkaş vb.) başta olmak üzere binlerce hâkim ve savcının görev yeri bu yeni kurul ve öncesindeki geçiş döneminde hızla değiştirildi.

Bu değişim, Türkiye'de yargı idaresinin tamamen kabuk değiştirdiği ve 2017 anayasa değişikliği ile bugünkü Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) modeline giden yolun en önemli dönüm noktası olmuştur.”

Yanıtın altında konuyla ilgili yayınlanmış haber linkleri vardı…

En sonunda da temkinli bir uyarı:

“Yapay zekâ tarafından üretilmiş yanıtlarda hata olabilir. Hukuk konusunda tavsiye almak için bir profesyonele danışın.”

xxxxxxx

HSK yasasında yapılan değişiklikler, değişikler…

Bugün 14 Ekim 2026… Aradan 14 yıl geçmiş.

Ve Ankara 2. Barosunun insanı dehşete düşüren itirafları:

“Hâkim savcı olmak isteyen arkadaşlarımıza referans oluyoruz. Yaklaşık bizim 2 senelik çalışma dönemimizde 70 tane baro üyesi avukat arkadaşımızı hâkim savcı yaptık. Bizler referans olduk, bakanlıklarla görüştük. Sağ olsunlar bize o anlamda da bakanlık bir ayrıcalık tanıdı.”

xxxxxxx

Görülüyor ki hiçbir zaman sağlam bir “hukuk sistemi” kuramamışız…

Siyasal konjonktüre göre hukuka kendimizce biçim vermeye çalışmışız.

Hukuku sağlam bir temele oturtamayınca da ülke hukuksuzluğun içine battıkça batıyor.

Her gün biraz daha derine…

author-img_1

Mehmet Altan

“İkinci Cumhuriyet” söylemiyle Türkiye’de demokrasi tartışmalarına damga vuran bir entelektüel.

1953 yılında Ankara’da doğan Mehmet Altan, Paris I Panthéon-Sorbonne Üniversitesi’nde iktisat doktorasını tamamladı. Akademisyen, yazar ve gazeteci kimliğiyle tanınan Altan; uzun yıllar İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde öğretim üyeliği yaptı. Sabah ve Star gazetelerinde başyazarlık yaptı, çok sayıda dergide yazdı. Liberal düşüncenin Türkiye’deki öncülerinden biri olarak, demokrasi, hukuk devleti ve özgürlükler konusundaki katkılarıyla öne çıktı.