Basın Tarihi

71 Milyon Kutu Antidepresan

71 Milyon Kutu Antidepresan

Sürmanşetteki üç sütuna “Rahatsızlar Üçe Katlandı” başlığı bir anda ilgimi çekti. Kim bu rahatsızlar? Niye rahatsızlar? Neden rahatsız olmuşlar? Başlığın altındaki cümleyi okudum:

“Türkiye’nin psikolojik haritası çıkarıldı. Ülkede psikolojik destek alan 9.2 milyon kişi bulunuyor.”

Onun altına da iki spot yerleştirilmişti, ilk spot şöyleydi:

“Psikolojik rahatsızlığı olanların sayısı 2009 yılında 3 milyonken, 2013’te 9.2 milyona çıktı. Bunun 6’da 1’i İstanbul’da.”

İkinci spotta da şunlar yazılıydı:

“Ankara’da sayı 73 binden 5 yılda 437 bine fırladı. Antidepresan kullanımında bu illeri İzmir, Bursa ve Adana izliyor.”

12 yıl önce bu haberi sadece Habertürk Gazetesi vermişti. Öbür gazeteler “rahatsızlığa” pek aldırmamışlardı. 

19 Ağustos 2014 tarihli Habertürk’te gördüğüm bu veriler, dönemin muhalefet milletvekillerinin soru önergelerine Sağlık Bakanlığı tarafından verilen resmi yanıtlara dayanmaktaydı. 

Türkiye'de psikolojik rahatsızlıklar nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısı, Sağlık Bakanlığı'nın resmi verilerine göre 4 yılda 3 katına çıkarak 3 milyondan 9 milyona ulaşmıştı. Bu yüzde 330’luk bir artış demekti.

Bakanlık verilerine göre kliniklere en yoğun başvuru yapılan şehirler şu şekilde sıralanmıştı:

1.    İstanbul: 1 milyon 498 bin 340 başvuru.

2.    İzmir: 583 bin 633 başvuru.

3.    Ankara: 487 bin 29 başvuru.

4.    Bursa: 390 bin 897 başvuru.

5.   Adana: 341 bin 778 başvuru. 

2014 yılındaki bu sert artışın nedenleri için bazı açıklamalar söz konusuydu: Bu büyük artış, ekonomik sıkıntıların, zor yaşam koşullarının ve kentleşme baskısının sonucu olarak görülüyordu.

Toplumdaki artan rahatsızlık trendi acaba günümüzde ne durumda diye merak ettim.

Günümüzde de maalesef bu eğilim devam ediyor. 

Sağlık Bakanlığı'nın sonraki yıllara ait güncel verileri, özellikle pandemi ve büyük depremler gibi kitlesel krizlerin ardından hastanelerde en çok randevu alınan branşların başında psikoloji ve psikiyatri bölümlerinin geldiğini gösteriyor. 

Süreci rakamlara dökerek okumak çabasına girince, rahmetli medyanın en ağır ve en önemli toplumsal sorunları halının altına süpürdüğünü bir kez daha gördüm.

Sağlık Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine dayanan resmî açıklamalar, konunun her gün manşetlerde olması gerektiğini haykırıyor aslında. 

2016 yılında 45 milyon 132 bin kutu olan antidepresan tüketimi, 2025 yılı sonu itibarıyla 71 milyon 527 bin kutuya çıkmış. 

Türkiye'deki özel sağlık hizmetleri, dijital sağlık platformları (DoktorTakvimi, tıp merkezleri veri tabanları) ve saha anketlerinin dönemsel sektörel raporlarına göre de

•  Vatandaşların hastane dışı özel arayışlarında ya da online terapi platformlarındaki branş dağılımında psikoloji %20 ile ilk sırada yer almakta… 

• Kamu hastanelerindeki MHRS- Merkezi Hekim Randevu Sistemi, Sağlık Bakanlığı Sağlık İstatistikleri Yıllığı ve Türkiye Psikiyatri Derneği'nin güncel kapasite raporları da OECD ortalamaları da durumun her gün biraz daha ciddileştiğini göstermekte. 

Basın Tarihi’nde gözüme takılan bir haberin izini sürmek, toplum olarak artan bir ivmeyle rahatsızlandığımızı gösteriyor bize.

Uzmanlar bu artan ivmenin nedenlerini araştırmışlar:

Derin yoksulluğun, işsizliğin ve geçim sıkıntısının süreklilik kazanması toplumları sarsıyor. Kurumlara olan inancın yitirilmesi ve adalet duygusunun zedelenmesi de bu sarsıntıyı sürekli kılıyor.

Kolektif kaygı hâkim olmaya başlıyor.

Sürekli bir teyakkuz hali ve geleceğe dair derin bir umutsuzluk… 

Bireylerin birbirinden uzaklaşması, dayanışma ruhunun zayıflaması, yabancılaşma başlıyor.

Toplumsal düzeyde görülen genel bir neşesizlik, yorgunluk ve hayattan zevk alamama hali, kısacası tükenmişlik, baş gösteriyor. 

Bütün bu rakamlara ve açıklamalara bakınca, toplum olarak “rahatsızlandığımız” aşikâr.

Doğrusu, sürekli yükselen trend ve gelinen durum beni korkuttu.

Durdum.

Ve sizlere dönüp sizlere sormak istedim:

Nasılsınız?

author-img_1

Mehmet Altan

“İkinci Cumhuriyet” söylemiyle Türkiye’de demokrasi tartışmalarına damga vuran bir entelektüel.

1953 yılında Ankara’da doğan Mehmet Altan, Paris I Panthéon-Sorbonne Üniversitesi’nde iktisat doktorasını tamamladı. Akademisyen, yazar ve gazeteci kimliğiyle tanınan Altan; uzun yıllar İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde öğretim üyeliği yaptı. Sabah ve Star gazetelerinde başyazarlık yaptı, çok sayıda dergide yazdı. Liberal düşüncenin Türkiye’deki öncülerinden biri olarak, demokrasi, hukuk devleti ve özgürlükler konusundaki katkılarıyla öne çıktı.