Basın Tarihi

Terör Neden mi, Sonuç mu?

Terör Neden mi, Sonuç mu?

Cuma günü Van Ticaret ve Sanayi Odası’nın davetlisi olarak yola çıktığımda, bu kente en son ne zaman gittiğimi merak ettim.

Eski kayıtları karıştırdım.

16 Ekim 2004 yılında yazdığım “Van’ın uydusu…” başlıklı yazıma rastladım.

O zamanlar Van, yapılan anketlerde Türkiye'de AB üyeliğini en çok isteyen kent olarak ilk sırada yer alıyormuş.

Kentin iş adamlarının, bedeli karşılığında istenen hizmeti veren bir uydu ile anlaştığını, istendiği anda kente ait tüm bilgilerin edinildiğini de o gezide öğrenmiştim.

Ancak Van'da pek kimsenin bundan haberi yokmuş, belediye ve valilik de uyduyu kullanmıyormuş.

Türkiye’de barış nasıl tesis edilir?

Bu kez Van Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Necdet Takva’nın, Kültür ve Milli Eğitim eski Bakanı Prof. Dr. Hüseyin Çelik’in ve benim katılacağım toplantının konusu, “Türkiye’de Barış Nasıl Tesis Edilir? Çözüm Sürecinin Hukuk, Demokrasi ve İş Dünyasına Yansıması” idi.

Moderatörlüğümüzü de Van Yeni Yüzyıl Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Suvat Parin yapacaktı.

21 yıl önce de şikâyetler aşağı yukarı bugünkülerle aynıymış:

“Hayvancılığın öldüğü, sınır ticaretinin engellenmesi nedeniyle ekonominin felç olduğu, adam başına bin beş yüz doların altında gelire sahip kentlere verilen desteğin il için yeterli olmadığı, daha seçici önlemlere de ihtiyaç duyulduğu” anlatılıyormuş.

Ben ise o zaman Van'ı bir önceki gezime oranla çok daha gelişmiş bulmuşum.

Toplantının yapılacağı Cumartesi sabahı erkenden kalktım.

Önce Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı-DAKA’nın “Van İli Sosyoekonomik Analiz Raporu”nu okudum.

Rapordaki verilere bakıldığında, bir önceki yazıma oranla Van’ın iyice sahipsiz kaldığı, sosyoekonomik açıdan da epeyce gerilediği anlaşılıyordu.

Zaten toplantıda Van Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Necdet Takva, benim raporda gördüğüm gerçekleri daha derinliğine anlattı. Daha da ürkütücü rakamlardan söz etti.

Konu, “bölge, barış, hukuk ve demokrasi” olunca dönüp AKP Programı’ndaki “Doğu ve Güneydoğu” bölümüne baktım.

Konuşmamda da programın bu bölümünü anımsattım.

Bundan tam 24 yıl önce yazılan ve partinin anayasası sayılan parti programında “terörün sonuç” olduğu yazıyordu:

“Terörün sonuç olduğunu unutan her yaklaşım, sadece baskı ile çözüm üretmeye yönelir. Oysa bu terörü daha çok güçlendirir. Bu nedenle terörü sona erdirmenin yolu, temel hak ve hürriyetlere saygılı bir devlet yaklaşımı ile ekonomik kalkınmayı ve güvenliği aynı bütünün parçaları olarak ele almaktan geçer.”

Konu ile ilgili bir diğer vurgu da şöyle:

“Bürokratik otoriter devlet anlayışına yaslanan çözümler, sadece asayiş mantığına dayandığı için uzun vadede sorunları daha da derinleştirmektedir. Buna karşılık demokratik devlet anlayışı çerçevesindeki yaklaşımlar, ilk anda endişeyle karşılansa da uzun vadede milletimizin birlik ve bütünlüğünü pekiştiren sonuçlar doğurmaktadır. Bu nedenle bölgedeki sorunlar aynen kalacak demektir.

Sadece ekonomik kalkınma politikaları ile tam bir çözüme kavuşturulamayacağı gerçeği yanında bütün bunların üstünde kültürel farklılıkları demokratik hukuk devleti ilkesi çerçevesinde tanıyan yaklaşımların etkili olması gerektiği anlayışına ulaşılması sorunun çözümünde önemli bir adımdır.”

Partilerin raporları

Günün en önemli konularından biri “Çözüm Komisyon”undaki parti raporları.

Ancak pek kimse AKP Programını’na geri dönüp bakmıyor.

Hâlbuki AKP programı, sorunların çözümleri konusunda çok ciddi öneriler sunuyor. En başta da “demokratik devletin” gereğinden söz ediyor.

Demokratik devletin birlik ve bütünlüğünü sağlayacağını söylüyor.

Sorunların nasıl çözüleceğini 24 yıl önce söylemiş parti iktidarda ama sorunlar çözülmüyor, aksine derinleşiyor.

Bu da galiba Türkiye’nin değişmeyen kaderi.

Herkes sorunu da, çözümü de biliyor ama kimse çözmeye yanaşmıyor.

Van’dan bu gerçeği bir kez daha görerek döndüm.

O program uygulansaydı Van bugün bambaşka bir kent olacaktı, bunu da kederle düşündüm.

author-img_1

Mehmet Altan

“İkinci Cumhuriyet” söylemiyle Türkiye’de demokrasi tartışmalarına damga vuran bir entelektüel.

1953 yılında Ankara’da doğan Mehmet Altan, Paris I Panthéon-Sorbonne Üniversitesi’nde iktisat doktorasını tamamladı. Akademisyen, yazar ve gazeteci kimliğiyle tanınan Altan; uzun yıllar İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde öğretim üyeliği yaptı. Sabah ve Star gazetelerinde başyazarlık yaptı, çok sayıda dergide yazdı. Liberal düşüncenin Türkiye’deki öncülerinden biri olarak, demokrasi, hukuk devleti ve özgürlükler konusundaki katkılarıyla öne çıktı.