Koca koca harflerle sekiz sütuna
Yeni Şafak Gazetesi, koca koca harflerle sekiz sütuna “Demokrasiye yüksek standart” manşeti atmış.
Manşet altında 3 satırlık uzun bir açıklama: “Başbakan’ın ‘Türkiye’nin ulaştığı seviyenin tezahürü’ diye nitelediği demokratikleşme paketi sokaktan devlet dairelerine, siyasi partilerden okullara, günlük hayattan özel hayata daha çok özgürlük getirecek. Yapılacak 28 değişiklikle Türkiye ileriye bir adım daha atacak.” Tarih 1 Ekim 2013.
Onlar da sürmanşette “Devlet özüne döndü” başlığıyla özetlenmiş…
Sürmanşet altında da uzun bir açıklama var:
“Demokratikleşme paketini açıklamak için kameraların karşısına geçen Başbakan Erdoğan, düzenlemelerin Türkiye'yi prangalarından kurtaracak önemli bir aşama olduğunu söyledi. Erdoğan “Türkiye artık demokrasi istikametinde ilerlemektedir. Devlet aslına rücu etmiştir’ dedi.”
Ve sürmanşetin altında fiyakalı 3 spot:
“Bu paket ne ilktir ne de son olacak”
“Endişeli olan da güvence altında”
“Ceberut devlet gitti millet geldi”.
Tüm sayfa lolipop çuvalı gibi rengarenk müjdelerle dolu…
Kürtlere, Alevilere, Süryanilere…
Siyaset özgürleşiyor, yaşam tarzı güvence altına alınıyor ve kamuda başörtüsü yasağı kalkıyor.
Bu janjanlı birinci sayfayı okuduktan sonra artık hayatta olmayan Radikal Gazetesi’nin ilk sayfasına baktım.
Onların yaklaşımını merak ettim.
Gazetenin 10 yazarı da “demokrasi paketini” yorumlamış.
Manşet ince bir espri içeriyor:
Demokrasi 1.0
1.0’ın tam altında kırmızı ve miniskül harflerle parantez içinde “Yeni sürüm gelecek” yazıyor.
“Demokrasi 1.0” neymiş, o da manşetin altında açıklanıyor:
“Başbakan Erdoğan'ın açıkladığı ‘Demokrasi Paketi’nden seçim barajı için 2 yeni alternatif, kamuda başörtüsüne özgürlük, özel okulda Kürtçe eğitim çıktı. Heybeliada ve Alevilere yönelik açılımların yeni sürümde ele alınması bekleniyor.”
Gazete tüm sayfayı aslında hepsi “temel hak ve özgürlükler” olan ama siyaset tarafından dilim dilim veriliyormuş gibi yapılan, seçim barajı, Ruhban okulu, Kürtçe eğitim, kamuda türban gibi başlıklar ile süslemiş.
2013’den 2025’e “demokrasi kriteri” sıralamasında 102. sıraya düştük.
O nedenle eski manşetleri gözden geçirmek hem güldürüyor hem hüzünlendiriyor.
Döndüm İngiliz Basınına baktım…
Onlar başörtüsü konusunu öne çıkarmış.
“Türk Başbakan başörtüsü yasağını kaldırdı” diye başlık atan Independent, her ne kadar Erdoğan'ın öfkeli muhalifleri Twitter'da ''gizli bir İslamcı gündemin'' hayata geçirildiğini yazsa da pakete farklı gözle bakanlar olduğunun da altını çiziyor.
Avrupa Parlamentosu'nun Liberal Demokrat üyesi Andrew Duff'ın görüşünü buna örnek vererek Erdoğan'ın açıkladığı paketin ''olduğu kadarıyla memnuniyet uyandırdığını'', fakat bunun ne Avrupa Birliği'nin ne de Türk liberallerin umduğu türden bir ''büyük sıçrayış'' olarak algılandığını yazıyor.
Times gazetesinde yer alan haber ise doğrudan başörtüsü özgürlüğünü eleştiriyor:
“Türkiye'de kaldırılan başörtüsü yasağıyla laik devlete saldırı”.
Başörtüsü yasağının Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana laik ilkeleri temsil eden güçlü bir sembol olduğunu belirten Times, Londra merkezli araştırmacı-yazar Ziya Meral'in reform paketindeki bu maddeyi “Türkiye'deki ulus-devlet projesinin mirasına ters düşüyor” şeklinde yorumladığını bildiriyor.
Times, PKK ile barış görüşmeleri sürecinde yüzde 10'luk seçim barajının düşürülmesi talebini ilk başta reddeden Başbakan Erdoğan'ın dün bu konuda geri adım atmaya hazır olduğunu belli ettiğini de yazıyor.
Ancak gazete, BDP'nin yeterli olmadığı gerekçesiyle paketten düş kırıklığı duyduğunu ve partinin eş başkanı Gültan Kışanak'ın “Türkiye'nin demokratikleşme ihtiyacına yanıt vermediğini” söylediğini aktarıyor.
Türk Başbakan başörtüsü yasağını kaldırıyor
Guardian'ın sayfalarında iri puntolarla “Türk Başbakan başörtüsü yasağını kaldırıyor” başlığı var.
Guardian, Türkiye'nin cumhuriyet tarihinde ilk defa parlamentonun ve devlet dairelerinin kapılarını başörtülü kadınlara açan reform paketinin ayrıca Türkiye'deki Kürt azınlığıyla yakınlaşma hamleleri içerdiğini bildiriyor.
Gazeteye göre açıklanan paket, aylardır despotlukla suçlanan Erdoğan'ı iktidardaki ilk yıllarının reformcu ruhuna kısmen geri götürdü.
Fakat Guardian, eleştiren çevrelerin reform paketinin yetersizliğinden şikâyet ettiğini de bildiriyor.
Basın Tarihi, yakın tarihimizin nasıl acıklı zigzaglarla dolu olduğunu gösteriyor.
Devlet, halktan doğal hakkı olan “temel hak ve özgürlükleri” esirgiyor.
Siyaset bunu siyasal bir oyalama ve vaat olarak kullanıp oy avcılığı yapıyor.
Halk da “temel hak ve özgürlükleri” bir refleks olarak talep etme yerine, parça parça verileceğini duyup bunu güncel siyasetin proteini yapıyor.
Ama Türkiye sürekli geriliyor…
Demokrasi Kriterlerinde, Hukukun Üstünlüğü Kriterinde, Yolsuzluk Algısı endeksinde alt sıralara yuvarlanıp duruyor.
1Ekim 2013’de büyük vaveylalarla atılan “Demokrasiye yüksek standart” manşetlerinden 12 yıl sonra 1 Ekim 2025’de nerelere geldiğimiz ortada.
Gelecek 1 Ekim’de durumlarımız nice olur acaba, ne düşünüyorsunuz?
Bu yazıda kullanılan görseller Freepik’ten alınmıştır.
